Gilraen Telrunya

içimden geçenler... yazıya dökülenler...

14 Eylül 2010

Duygularıma noldu benim???

Son günlerde kendimi iyice duygusuz, duygulardan arınmış oldugumu, özellikle de ask ve sevgi kelimelerinin anlamsız geldigini düşünürken buluyorum... Yaşadığım askların , kendimi icinde kaybettiğim sevgilerimin su anda bana hiç bir şey ifade etmediğini hissediyorum... Artik canimi yakanin o sevgilerin, asklarin acisi degil de o gunleri o acı cektigim, nefes alirken icimin acidigi gunleri düşünmenin su anda hiç bir şey hissettirmiyor olması... Oysa güzeldi o zamanlar geceleri uykusuz geçirmek, sabahları şişmiş gözlerle uyanmak, uykuya dalamayinca kendini suyla arıtmanın kolay olduğunu sanıp da saatlerce duşun altında ağlamak, nefes alamamak...

Sanki bunları yazarken baskasından bahsediyor gibi olmak... Zaman.. Zamana bırak... Dedikleri buydu sanırım...


Ve bunca gecen zamanın ardından çevrende, yakınlarında duyduğun ask, sevgi, tutku, bağlılık sözcüklerinin hiç bir şey ifade etmiyor olması...


"Bana bir zamanlar verdigin sevgi, benim de hiç çekinmeden aldığım, sonsuzmuscasina, korkusuzca eriyip gitti, bir cocuğun elinde korumaya çalıştığı gizemli, mucizevi bir kar tanesi gibi. Geriye kalan anlamsız bir islaklik iste.Sevişme sonrası yatakta kalan islaklik gibi, göze carpmayan, kolaylıkla birakilip gidilen; yalnızlığın bir ayrıntısından başka bir şey degil.

Suların akısı, avuçlardan sızıp gitmesi tanimsiz bir acı veriyor bana. Guzel olanla birlikte çirkinin de sürekli yok olmasının yarattığı korku da diyebilirim. Gecmise duyulan özlemden soz etmiyorum; gecmis bugünden daha mutlu degildi. Zamanın durdurulamayan akısından, sürekli 'bu an'ın gecmis oluşundan duydugum o iç sızısını anlatıyorum."
"Anların, hiç varolmamız gibi birbiri ardından yitmesinin yalın hüznü söylediğim. Belki de bu yüzden hep izler istiyorum, kanayan, kabim bağlayan yaralar, belki gercek ölümler."


İste mucizevi mandarinde böyle diyor Aslı Erdogan...

Ne kadar tanıdık bana, ruhuma, fikrime, zihnimden geçenlere... İzler kayboldukca üzülüyorum ben.. Ancak onlar dokunduğu zaman kanamaya başlayan ve aslında hep orada olan yaralarım ben buyudukce iyileşiyor, ya da bedenim ve ruhum buyudukce, yaranın izi küçülüyor... Kuculdukce gorunemez hale geliyor tam olarak kaybolmasa da...

Aslinda gereksinimim var o izlere. "Bir zamanlar acı çektiğimi hatırlatmak için bile olsa gereksinim duyuyorum. Zamanın geçip gitmesine, elimde hiçbir şey bırakmadan akmasına dayanamıyorum çünkü." Ve ben o izleri gormedikce onlara ait, onlarla icice hangi duygu varsa acı, sevinç, hüzün, mutluluk, tutku, gözyaşı... Hepsini unutuyorum... Yaşanmamış gibi hissedebiliyorum...

Kim bilir yeni biri gelip de o yaraya, o ize, o kabuğa dokununa kadar da böyle olacak... Ben dayanamıyor olsam da zaman bana inat tüm hızıyla akıp giderken hem de...

FV 14 Eylül 2010

2 yorum:

  1. derin yaralar asla kapanmıyor..
    onların üzerine sürülen merhemler bile işe yaramıyor..

    iyileşiyorsa yaraların demek ki o kadar da derin değilmiş..
    öyleyse boşver gitsin..
    unut gitsin :)

    YanıtlaSil
  2. belki de... haklı olabilirsin... belki de biri gelip dokunduğunda o benim küçüldüğünü sandığim ya da ben büyüdüğüm için küçülen izlere, işte o zaman kapanıp kapanmadığını anlayacağım... belki de kendimi korumaya alıp kimse dokunmasın diye tüm çabalamam ve bunun sonucu yalnızlığı tercih ediyor olman... çünkü bir tane değil ki o yara ve onun izi... her defasında merhem süreek olana güvenip daha da derinleştirdim, merhemi bir tarafa sürsün diye beklerken yeni açılanları farketmedim... şefkatin karşısında koyuverdim yine kendimi... ve şimdi öğrenilenler var... ya da öğrendiğimi sandıklarım var... ama bir başınayken öğrendiğimi sandıklarımı bir ben biliyorum... belki de hala aynıyım... belki de kapanmadı o yaralar... ben üzerinin kapandığını görüyorum ya, eskisi gibi her gün daha iyi mi diye bakmıyorum ya, işte... en ufak bir darbede, çarpışmada ne olur? o zaman öğrenirim yaşayarak her zaman olduğu gibi...korkularım diğer duyguların önüne geçmiş olabilir diyorum bazen kendime... korkuyorsun diyorum yeni hayatlardan, yeni insanlardan... güvenmeyi denemek yerine hiç bir girişim yapmamayı tercih ediyorum... yalnızlığı böylece seçmiş oluyorum... işte o zaman başkası yaşamış gibi geliyor, o acılara dönüp bakınca... tek bildiğim bu günlerde şimdilik böylesinin bana çok iyi geldiği... bak gene zamana bıraktım işte:)

    YanıtlaSil